Tırnağını Ye-me Çocuğum!

Tırnak yeme, çocuğun geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır. Aynı zamanda çocuğun iç dünyasında yaşadığı herhangi bir sorunun dışa vurumu olarak da tanımlanabilir. Tırnak yeme davranışının zeminindeki duygular genellikle; kaygı, güvensizlik, korku ve endişedir.

Tırnak yeme davranışı SESSİZ bir sinyaldir. Çocuk, ait olduğu ortamda kendini güvende hissetmediği için bu güveni bir şekilde bedeni ile bağlantı kurarak almaya çalışır.

Kendi tırnağını yiyerek, kopararak bedeninde biriken zorlu ve rahatsız duyguları yine bedeni aracılığıyla atmaya çalışır. Ve tüm bunları yaparken ebeveynlerine bazı sinyaller verir.

Bu sinyal “sadece benimle ilgilen, dikkatini bana ver ve hissettiğim kaygı ile baş etmeme yardım et. Yeniden güvende ve huzurlu hissetmeliyim. Fakat bunu tek başıma yapamıyorum.” anlamına gelir.

Tırnak yeme davranışın altında yatan sebepler şunlar olabilir;
-Çocuğumuzla kurduğunuz iletişim çok önemli. Reddedici, görmezden gelici, aşırı baskıcı, aşırı kontrolcü, sürekli uyaran, çocuğu düzeltmeye çalıştığımız bir tavır içerisinde olup olmadığımızı gözden geçirmeliyiz.

-Çocuk aile içinde kabul görmediğini hissetmemeli. Ebeveynlerinden korkmamalı. Bize olduğu haliyle gelmeli ve biz de koşulsuz bir sevgi çerçevesinde çocuğumuzu kabul ettiğimizden emin olmalıyız. Bizimle kurduğu iletişimde çocuğumuz sürekli kendini düzeltme hissiyatında olmamalı. “Ya annem kızarsa, ya babam bağırırsa.” diye düşünmeden bize kendini açmalı.

-Çocuğumuzun ne zamandan beri bu davranışı gösterdiği önemli. O zamana geri dönelim ve hayatımızda nelerin yaşandığını bir gözden geçirelim. Boşanma, taşınma, eşler arası tartışmalara çocuğun şahit olması, yeni bir kardeşin dünyaya gelmesi, okula başlama, okul problemleri, kıyaslama veya diğer özel sebeplerin çocuğumuzu etkileme hali yüksek olabilir.

-Evde duygularımızla ilgili neler konuşuyoruz? Çocuğumuza kendini ifade etme fırsatını ne kadar veriyor ve destekliyoruz? Bunları objektif bir şekilde gözden geçirmeliyiz. “Sus! kapa çeneni! Bana cevap verme! Haddini bil!” gibi ve buna benzer ifadelerde çocuk iç dünyasına yönelerek stresi kendi içinde düzenlemeye çalışır. Düzenleyemediği için de tırnak yeme davranışı görülebilir.

-Ailede tırnak yiyen birinin olup olmadığı da önemli. Çocuklar görerek öğrenirler. Eğer bir aile üyesi bu davranışı sergiliyorsa, önce o kişi bu davranışı bırakmalı ve çocuğa bunu gösterebilmelidir.

-Çocuğumuzun ekranlarda maruz kaldığı her şey biz farkında olmadan onun iç dünyasında bir korkuya dönüşebilir. İzlediği, şahit olduğu durumları kontrol altında tutmak çok önemli. Gelişimsel döneme ait korkular da tırnak yemenin alt sebeplerinden biri olabilir.
Öncelikle şunu söylemeliyim ki tırnak yeme görmezden gelinmesi gereken bir davranış değildir. “Bir süre kendi haline bırakalım, ilgilenmeyelim.” düşüncesi doğru değil. Zaten çocuğumuz kendi halinde bir şeyleri çözümleyemediği için bu davranışa yöneliyor.
Acı oje sürmek, çocuğun eline vurmak, ellerini poşete geçirmek (hiç kullanmayacağı şekilde sarmak), cezalandırmak, diğer çocukların tırnaklarını gösterip yine bir kıyasa sokmak gibi davranışların da yapılmaması gerekir. Bunlar sorunu dışarıdan ele aldığımız anlamına gelir. Bizim ilgi alanımız içerisi, yani çocuğumuzun hissettikleridir.

Çocuğumuzu tırnak yerken gördüğümüz anda hemen yanına giderek onunla ilgilenmeliyiz. Elini nazikçe ağzından çekerek;
“Bak anne/ baba yanına geldi. Bana anlatmak istediğin bir şey var mı? Seni rahatsız eden bir şeyler olabilir. Benimle her duygunu paylaşabilirsin ve kocaman sarılabiliriz.” diyerek aramızdaki bağı tazelemeliyiz.

Daha büyük çocuklarımız için; “kendini iyi hissetmediğinde bu davranışı yaptığını düşünüyorum. Gel yanıma, biraz konuşalım. Veya birlikte bir şeyler yapalım.” diyerek davet edelim ve çocuğumuzun ellerini tutarak bu konuşmayı yapalım.

Ardından ellerimizi suyla yıkayabiliriz. Bu esnada suyun altında ellerimiz temas eder bir şekilde 1-2 dakika durabiliriz. Bu durum iyi hissettirecektir.

“Sana oyalanman için başka bir görev vereceğim./ Daha güzel bir materyal düşünüyorum.” diyebilir; oyun hamurları, kinetik kumlar, kesme yapıştırma etkinlikleri, toz alma, çiçekleri sulama gibi çocuğumuzun ellerini kullanacağı küçük görevler verebiliriz.

Çocuğumuzun özellikle hangi anlarda bu davranışı gerçekleştirdiği de önemli. Böyle zamanlarda fark etmeliyiz ki duygusal olarak iyi hissetmiyor ve bir şeyleri çözümlemeye çalışıyor. Özellikle tek başına iken, bir şeyler izlerken veya kötü bir olaydan sonra (ya da o esnada) bu davranış gerçekleşebilir.

İletişimde daha açık olup çocuğumuzu cesaretlendirmek ve değişim için istekli hale getirmek de işe yarayabilir.

“Biz bu evde duygularımızı konuşarak, paylaşarak ifade edebiliriz. Böylelikle hem bedenimiz, hem de ruhumuz rahatlamış olur. Ama bazı şeyleri içimizde tuttuğumuzda kendimizle daha çok ilgileniriz. Mesela tırnak yemek gibi. Ellerin çok güzel, bedenin çok değerli. Kendine zarar vermeni istemiyorum. Kendini iyi hissetmediğinde ve yardıma ihtiyacın olduğunda, aklına tırnak yemek geldiğinde hemen bunu bana söylemeyi deneyebilirsin, ben seninle ilgilenebilirim.” diyebiliriz.

Sadece çocuğumuza özel bir tırnak makası, kokulu kremler, yumuşak bir törpü hediye edebiliriz.

Sevdiği kokuda bir kremi “sihirli krem” olarak tanıtabilir, her gece yatmadan önce tırnaklarına sürebiliriz. “Bu krem tırnaklarını uzatacak, çok daha sağlıklı olacaksın. O kadar sihirli ki hemen iyileştirecek ellerini.” gibi içine küçük iksirler katarmış gibi yaparak işi biraz daha oyuna dökebiliriz.

Bu dönemde çocuğumuzun daha çok temasa ihtiyacı olabilir. Çocuk, ebeveynlerinden kaçındığında veya kaygı duygusunu daha aktif hissettiğinde bedeninde stres hormonu daha fazla salgılanabilir. Unutmayalım…

@pdr.suleerk
Pdr.suleerk@gmail.com

Facebook Yorumları
pdr.suleerk hakkında 5 makale
Yeditepe Üniversitesi "Eğitim Yönetimi ve Denetimi Bölümü" Yüksek lisans programından Yüksek onur belgesi ile mezun oldu. Proje Konusu: "Okul Öncesi Eğitimde Program Geliştirme Sürecinde Yaşanılan Sorunlar" 2. Yüksek lisans programı olan "Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık" bölümünden de Yüksek Onur Belgesiyle Mezun oldu. Proje Konusu: "Okul Öncesinde Özgül Öğrenme Güçlüğü Yaşayan Öğrenci Ailelerinin Stresle Başa çıkma Süreçleri" 10 yıl okul öncesi öğretmenlik tecrübesinin ardından 6 yıl anaokulu yöneticisi olarak görev aldı. Eğitim programlarının hazırlanması, planlamalarının yapılması, koordine edilmesi gibi deneyimleri mevcut. Çeşitli seminer ve sempozyumlara katılarak profesyonel iş hayatına daha donanımlı devam etti. @pdr.suleerk instagram sayfasından pedagojik paylaşımlar yapmaktan keyif alıyor.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.