1. Anasayfa
  2. Bilgi Bankası

Bağlanma Kuramı - 2

Sağlıklı bir bağlanma örüntüsü, sağlıklı bir ayrışmayı da beraberinde getirmektedir. Bireyler erken yaşlardan itibaren ayrılığın verdiği kaygıyla baş etme tarzlarında bağlanma örüntülerinin etkisini yaşamaktadır. Bağlanma figürüyle yaşanan ayrı düşme sonucunda açığa çıkan gerilim, ayrılık kaygısından doğuyor olabilir.

Bağlanma Kuramı – 2

16797282981743947685 | Eğitim Her YerdeBowlby’nin ilk resmi bağlanma teorisi ifadesi İngiliz Psikanaliz Birliği’ne Londra’da üç klasik çalışma olarak sunulmuştur:

  1. “Çocuğun Annesine Bağlılığının Doğası” (1958)
  2. “Ayrılık Kaygısı” (1959)
  3. “Bebeklik ve Erken Çocuklukta Keder ve Yas” (1960).

Bowlby, çocukların sinyal davranışları olan gülme ve ağlama olduğu kadar emme, sarılma vb. hayatın ilk yılı boyunca göreceli olarak bağımsız olarak olgunlaşmaktadır; çocuğu anneye ve anneyi çocuğa bağlama fonksiyonuna sahip çok sayıda bileşen ve içgüdüsel tepkiler vardır (Demidağ, 2017).

Sağlıklı bir bağlanma örüntüsü, sağlıklı bir ayrışmayı da beraberinde getirmektedir. Bireyler erken yaşlardan itibaren ayrılığın verdiği kaygıyla baş etme tarzlarında bağlanma örüntülerinin etkisini yaşamaktadır. Bağlanma figürüyle yaşanan ayrı düşme sonucunda açığa çıkan gerilim, ayrılık kaygısından doğuyor olabilir.

AYRILIK KAYGISI

Bowlby bağlanma kişisi erişilebilir olmadığında bebeklerin ve çocukların ayrılık kaygısını yaşadığı görüşünü savunmuştur (Demirdağ, 2017). Freud’un fazla annesel memnuniyetin bebeklikte bir tehlike olduğu iddiasına itiraz etmiştir. Bowlby, Freud’un annesel yalancı şefkat ve aşırı korumacılığın annenin bilinçsiz düşmanlığa yönelik fazla telafisinden ortaya çıkabileceğini fark edemediğini söyler. Bowlby’nin görüşüne göre aşırı ayrılık kaygısı ebeveynler tarafından tekrar eden terk etme-reddetme tehditleri, çocuğun kendini sorumlu hissettiği bir ebeveyn, kardeşin hastalığı-ölümü gibi olumsuz aile deneyimlerine dayanır. Bağlanma figürünün, bebeğin konfor ve korunma ihtiyacına, çevreyi bağımsız bir şekilde keşfine saygılı bir yaklaşım benimsemesi değer taşır. Bu durumda, çocuğun değer görme ve kendine güven duymayı içeren içsel çalışma modelini geliştirme olasılığı yüksektir. Buna karşın eğer ebeveyn bebeğin konfora ve keşfe yönelik talebini sıkça reddederse çocuğun değersizlik veya yetersizlik içeren bir içsel çalışma modeli geliştirme olasılığı yüksektir (Demirdağ, 2017).

BEBEKLİKTE VE ERKEN ÇOCUKLUKTA KEDER VE YAS TUTMA

Bowlby, keder ve yas tutma süreçlerinin bağlanılan kişi erişilebilir olmamaya devam ettiği takdirde ortaya çıkacağını iddia etmiştir. Bu iddiasında İngiliz Psikanaliz Topluluğu üyelerinin çoğu tarafından güçlü itirazlarla karşılaşmıştır:

“Yeni teoriler öne sürerken gözlenilen gerçekleri içinden çıkılmaz hale getirerek var olan teoriye zıt, aşırı sadeleştirilmiş ve gözlenen fenomenleri anlamaya katkı sağlamayan hipotezler öne sürerek bilimdeki tutumluluk prensibini ihlal etmemeliyiz.” 

John Bowlby anısına düzenlenen topluluğun bir toplantısında Eric Rayner (1991), Bowlby ile ilgili görüşlerini paylaşırken şunları vurgulamıştır:

“Yanlış görünen şey, bir teorisyenin kendi görüşünü överken diğerlerininkini çöpe atmasıdır; Bowlby bu tavırla karşılaştı. … Bizim terapötik zihin çerçevemiz teori tarafından değiştirildi. John Bowlby büyük bir zihin çerçevesi değiştiricisiydi.” (Demirdağ, 2017).

Bowlby’e 2. Dünya Savaşı’nın sonunda Tavistock Kliniği’ndeki Çocuk Departmanı’nın başkanı olması teklif edilmiştir. Çocuk terapisinde aile ilişkilerine verdiği önemden dolayı departmanın adını Çocuklar ve Aileler Departmanı olarak değiştirmiştir. Problem durumları olan çocukların yanında ebeveynlerle kendi çocukluk deneyimleriyle ilgili söyleşiler yapmıştır. Psikanaliz yaklaşımını savunan Klein’cı görüş, onun gerçek aile etkileşim örüntüleri üzerinde durmasını konuyla ilgisiz olarak yorumlamıştır. Bunun üzerine Bowlby kendi çalışma birimini kurmuştur (Demirdağ, 2017). Bowlby bebek ve bakımveren arasındaki duygusal bağı, hayatta kalmayı destekleyen bir yaşantı olarak ilk kez öne süren kişi olmuştur. Bebek-bakıcı bağının kalitesinin çocuğun temel güven duygusunu ve başkalarıyla güvenli ilişkiler kurmasını derinden etkilediğini savunmuştur (Berk, 2015). Bakımverenin, çocuğun gereksinimlerine duyarlılığı, çocuğun kendisini sevilmeye değer olarak algılamasına katkı verir. Bu deneyim, çocuğun diğer insanları olumlu bakış açısından algılaması sürecinde önemli bir aşamayı ifade etmektedir (Solmuş, 2008).

Mavi Tuğba Ateş

Erken Çocukluk Eğitimcisi/Psikolojik Danışman

 

KAYNAKÇA

Berk, L. E. (2015). Bebekler ve çocuklar. (çev. N. I. Erdoğan). Ankara: Nobel Yayınevi

Demirdağ, M. F. (2017). Bağlanma Teorisi’nin kökenleri: John Bowlby ve Mary Ainsworth. Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 1(2), 76-90.

Solmuş, T. (2008). Bağlanma ve aşkın iki yüzü. İstanbul: Epsilon Yayınevi

Facebook Yorumları

Mütemadi öğrenci. Erken çocukluk eğitimcisi, psikolojik danışman.

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir