Hayatı Ertelemeyin!

Yazmanız gereken koca bir makale var ama hiç canınız istemiyor…

Haftaya tez izlemeye gireceksiniz ama daha bir sunum bile hazırlamadınız…

Sahi yetiştirmeniz gereken bir proje vardı, o ne oldu?…

Kitap bölümünün ilk taslağını iki gün içinde teslim etmeniz gerekiyor ama hala çok geridesiniz…

İncelenmesi gereken tezler, hakemlik için gönderilen makaleler, öğrenci ödevleri, sunumlar, daha kongreye bildiri metni de hazırlamadınız…

Say say bitmiyor ama bir türlü de eliniz uzanmıyor? Tanıdık geldi mi?Merak etmeyin yalnız değilsiniz. Akademisyenler gibi yoğun çalışan meslek mensuplarının genel hastalığına yakalandığınız söylenebilir: Ertelemecilik.

Sonuç mu? Tabii ki, kendini kandırmaca’lar, daha çok var’lar, nasılsa yazarım’lar, bir ara bakarım’lar… Olmadı; hastaydım’lar… O iş bugüne miydi’ler… İleri bir tarihe sarkıtma’lar veya tümden iptal etmeler…

Kısacası; ertelenen ve boşa geçen hayat’lar…

Peki ertelemecilikten nasıl kurtuluruz? Tabii ki bu alanda çalışan uzmanlar var ve konuyla ilgili pek çok kaynak da mevcut. Ancak ben kendi deneyimlerimi ve okuduklarımı özetlersem şöyle öneriler sunabilirim:

1. Ertelemecilik tembellik değildir. Aksine en çalışkan insanların yakalandığı bir sorun olarak görüyorum. Tek sıkıntı büyük iş yüküne karşılık organizasyon ve motivasyon sorunu yaşamak. Bu yüzden kendinizde tembelim hissiyatı yaratmayın. Üzerinize bu etiketin yapışmasına izin vermeyin.

2. Zaman yönetimi çok önemli. Çünkü geri döndüremediğimiz tek şey zaman. Bu yüzden yaşamınızı planlamalı, düzenli bir hayat sürmelisiniz. Neyi, ne zaman, ne kadar sürede yapacağınızı bilirseniz kafanız mutlaka daha rahat olacaktır. Ayrıca dışsal motivasyon kaynaklı işler yerine içsel motivasyon kaynaklarınızı harekete geçirmeniz çok önemli. Başkasının sizden beklentileri yerine kendi arzularınız doğrultusunda yapacağınız çalışmalar, sizi masanın başına çok daha kolay oturtacaktır.

3. Üzerinize asla kaldıramayacağınız kadar çok iş yüklemeyin. İş yükü altında ezilmek zihnen tüm işleri reddetmeyi beraberinde getiriyor. Bu da ertelemecilik oluyor. Her projede yer almayın, her makalede yazar olmayın, bu kitap da sizsiz çıksın ne olacak? Dünya’yı siz kurtarmıyorsunuz emin olun. Sizden kaynaklı olmayan sebeplerden ötürü iş yükünüz fazlaysa bu işleri aciliyet ve önem sırasına koyarak halletmeye bakın. Bırakabildiklerinizi bırakın veya size yardımcı olabilecek kişilere paylaştırın. Üniversitede iseniz araştırma görevlileri bu iş için biçilmiş kaftan :))

4. Kendinize haftalık bir program yapın ve mutlaka programınıza uyun. Ölseniz de kalsanız da o bilgisayarın başına oturun. İlk başta zor gelecektir ama işe başladıktan sonra kendinizi huzurlu hissedeceksiniz. Belki de en zor kısmı o ilk oturuş anı kabul ediyorum. Vücut resmen direniyor ama kararlı olun. Öncesinde kendinizi psikolojik olarak hazırlayın. Ben bu aşamada yaptığım işin sonunu düşünerek moral buluyorum. Biraz hayalgücü ile işinizin sonunda elde edeceğiniz başarı, mutluluk ve gururu bir düşünün. Kesinlikle o masaya daha kolay oturacağınızı garanti ediyorum.

5. İşleriniz için yıllık bir planlama yapın. Örneğin tez yazıyorsanız, hangi ay ne yapacaksınız? Veri toplama ne zaman bitecek? Tartışma kısmı ne zaman yazılacak gibi o işleri küçük hatta minik parçalara ayırın. Daha önce de dediğim gibi kararsızlık ertelemeciliğe yakalanmanın en kolay yoludur. Hangi hafta hatta mümkünse hangi gün ne yapacağınızı bilirseniz hem içiniz rahat eder, hem gözünüzde büyüyen bir iş küçülmüş olur hem de o işi yaparak huzur bulursunuz. Bu da sizi motive eder.

6. Geçmişteki başarılarınızı düşünün. Zor zamanların üstesinden nasıl geldiğinizi vb. Hatta onları bir yere tarihsel sırada yazın. Kısacası kendi başarı tarihinizi yansıtın. Bir günlük tutmanızda da çok fayda var. Büyük motivasyon oluyor kesinlikle tavsiye ederim. Sizi çalışmadan uzaklaştıran, motivasyonunuzu kıran duygu, his ve durumları açıkça belirtirseniz düşmanlarınızı da yakından tanımış olursunuz. Engelleri aşan ve başarılı olan insanların biyografilerini de okursanız size motivasyon sağlayacaktır.

7. Sizi üzen, motivasyonunuzu düşüren, zamanınızı çalan şeyleri belirleyin. Örneğin kötümser arkadaşlar, TV başında veya sosyal medyada geçen zaman vb. Bunları hayatınızdan çıkarın veya işlerinizi aksatmayacak zamanlara saklamak üzere minimuma indirin. Dikkatinizi başka yöne çeken her şey sizin düşmanınızdır. Örneğin ben sosyal medya için gün içinde belirli kısa aralıklar belirledim ve bunun dışına çıkmıyorum. Ayrıca internet tarayıcımın sık kullanılanlarından da sosyal medya ikonlarını kaldırdım ki gözüm onlara takılıp tıklamayayım. TV zaten beş sene oldu izlemiyorum.

8. Yapılacaklar listeniz olsun ve bunu sürekli göz önünüzde tutun. 5. maddede belirttiğim planlamaya göre bu listede başardığınız aşamaları kırmızı kalemle çizin. İnanın çok büyük motivasyon!

9. Düzenli bir hayat yaşamaya gayret edin. Organize olun. Çalışma ortamınızdan dikkatinizi dağıtacak her şeyi uzaklaştırın. Ne kadar koşturmaca içinde olursanız dikkatiniz gerçekten önemli olan şeylerden o kadar sapacaktır. Koşturmaca içinde olmak çalışkanlık değildir. Aksine düzensiz bir yapıya işaret eder. Ajanda kullanabilirsiniz mesela. Ayrıca duvara asılan takvimler de büyük iş görüyor. Her güne ait kutucuğa kısa notlar alıp karşınıza astığınızda işleriniz hep gözünüzün önünde olacaktır.

10. Hayata sırf çalışmak için gelmedik. Arada bir nefes alın. Bir eğlenceniz, hobiniz olsun. Gezin, dolaşın, yürüyün… Çalışmalarınıza uzaktan bir bakın. Kendinizi dışardan bir göz olarak düşünün ve objektif olarak değerlendirmeye çalışın. İnsanların gözünde nasıl bir izlenim bırakıyorsunuz? Sorgulayın.

11. “Yarın olsun, hayır olsun…”, “Geç olsun da güç olmasın” vb. cümlecikleri kafanızdan lütfen silin. Böyle konuşan ve size “sözde” moral vermeye çalışan kişilerle de muhabbetinizi bitirin. Çünkü sonuçta hep onlar haklı çıkıyor :))

Bu yazının ilk hali yazarın web sitesinde yayınlanmıştır.

www.erdemoklay.com

Facebook Yorumları
Erdem Oklay
Erdem Oklay hakkında 20 makale
Lisans eğitimini Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Bilgisi öğretmenliği bölümünde tamamlayan Erdem Oklay, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Yönetimi ve Denetimi bilim dalı yüksek lisans programı mezunudur. Halen Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde doktora eğitimini sürdürmektedir. ​Akademik çalışma alanları arasında eğitim sosyolojisi, kapsayıcı eğitim, eleştirel pedagoji, eğitim tarihi, eğitim politikaları ve liderlik kavramı ile nitel araştırma metodolojisi bulunan Oklay, ayrıca felsefe ve uygarlık tarihi, fütürizm, mitoloji ve antropolojiye de ilgi duymaktadır. 2008 yılından beri MEB'de fen bilgisi öğretmeni olarak görev yapan Oklay'ın editörlü kitaplarda bölüm ve makale yazarlığının yanı sıra, bilimsel toplantılarda sunulmuş bildirileri bulunmaktadır. ​Oklay, çeşitli internet sitelerinde başta eğitim olmak üzere, bilim ve gündelik yaşama dair yazılar yazmakta; ayrıca içerik editörü olarak görev yapmaktadır. Çalışmaları neticesinde 2015 yılında MEB tarafından "yılın fark yaratan öğretmenlerinden" seçilerek Ankara'da düzenlenen Öğretmenler Günü etkinliklerine il temsilcisi olarak davet edilmiş; 2017 yılında ise İsviçre'nin Cenevre kentindeki Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi'nde [CERN] düzenlenen 7. Türk Öğretmenler Çalıştayı'na katılmıştır. Evli ve bir çocuk babası olan Oklay, akademik ve mesleki gelişimi yolunda çıraklığa devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.