Özel Gereksinimli Öğrencilerde Okuma Yazma Öğretimi

Eğitim insanın doğumuyla birlikte başlayarak hayatı boyunca devam eden bir süreçtir. Bireyin programlı eğitimle tanışması daha çok okul öncesi eğitimle başlayarak ilkokulla birlikte devam etmektedir. Okul öncesi programları, çocuğu tüm gelişim alanlarında ilerletmeyi hedefleyerek okuma-yazma çalışmalarına da hazırlık yapmaktadır. İlkokul başlayan öğrencilerin okuma yazma becerilerini kazanmasını amaçlayan genel eğitim programlarında, bazı öğrenciler bu amaçlara ulaşmakta zorlanmaktadır. Her öğrenci birinci sınıfa başladığında aynı özelliklere sahip olamayabilir. Öğrencilerdeki bu farklılıklar çeşitli nedenlerden olabileceği gibi zihinsel sınırlılıklara bağlı da olabilir. Bu öğrenciler eğer genel eğitim sınıflarına devam ediyorlarsa genellikle okulun ilk haftalarında kendilerini belli etmektedir. Genel olarak öğrencilerin okuma-yazma ve diğer etkinliklerde yeterli başarıyı sağlaması için belirli bir gelişim olgunluğuna ulaşarak ön koşul becerileri tamamlaması gerekir. Özel gereksinimli öğrenciler zihinsel yetersizliklerinden dolayı, okuma-yazma becerilerini yaşıtları ile aynı süre içerisinde kazanamamaktadır. Birçok özel gereksinimli öğrenci programlarındaki okuma-yazma ve diğer ders kitaplarının normal öğrenciler için hazırlanması sonucunda akranlarından sürekli geri kalarak, okuma- yazmayı öğrenememekte ya da daha geç süre içerisinde öğrenmektedir. Okuma-yazma etkinliklerinde geç öğrenen bir öğrenci, diğer derslerdeki konuları da öğrenmesi olumsuz yönde etkilenmektedir. Okullarda okuma-yazmayı geç öğrenen ya da öğrenemeyen öğrenciler, yaşamlarının erken dönemlerinde karşılaştıkları bu güçlükle, başarısız deneyim yaşayarak kendilerine inancı kaybetmekte ve bağımsız yaşam becerilerini kazanmaları gecikmektedir. Okuma-yazmaya hazır olma, çocukların takvim yaşından çok bireysel gelişim ve yeterlilikleriyle ilgilidir. Herhangi bir yetersizliği olmayan çocuklarda okuma-yazmaya hazır olma genellikle 6 yaş civarında iken, zihinsel öğrenme yetersizliği olan çocuklarda öğrenme hızları ve yetersizliğin derecesine göre ileri yaşlara kadar gecikebilir. Bu nedenle okuma-yazma çalışmaları bireysel farklılıklara göre plânlanırken aynı takvim ve zekâ yaşındaki çocukların farklı düzeylerde olduğu her zaman hatırda tutulmalıdır. Okuma-yazma konusundaki hazır bulunuşluk düzeyi tüm gelişim alanlarındaki olgunlaşmaya bağlı olarak, çocuğun zihinsel, sosyal, duygusal ve fiziksel yönden uygun gelişim basamağına ulaşması ile mümkündür.

Özel gereksinimli öğrenciler ülkemizde genel eğitim sınıflarında kaynaştırma öğrencisi olarak devam edebildikleri gibi, özel eğitim sınıfları ve özel eğitim okullarında da eğitimlerini sürdürmektedirler. Kaynaştırma uygulamalarında müfredat takip edilmekle birlikte, özel eğitim sınıflarında ise okullarda uygulanan programların yavaşlatılmış şeklinde verilmeye çalışıldığı gözlenmektedir. Özel eğitim sınıfları ve okullarında eğitim gören bu öğrenciler, bu sınıflarda gördükleri eğitim aracılığıyla yaşamlarının diğer dönemlerinde başarılı olabilmeleri için akademik anlamda desteklenir. Zihinsel öğrenme yetersizliği olan öğrencinin okuma-yazmayı öğrenmesi kendine güveninin arttırır, sosyalleşmesine katkıda bulunarak çevresini genişletir. Ayrıca öğrenmenin hızlanması diğer gelişim alanlarını da olumlu etkileyerek yaşamını kolaylaştırır.

Zihinsel öğrenme yetersizliği olan çocukların okuma-yazma öğretiminde ön hazırlık çok daha önemlidir. Bunu için kaba motor ve ince motor becerilerinin kazanmış olması, algısal gelişimde görsel ve işitsel ayırt etme becerisiyle dil gelişimi oldukça önemlidir. Hazırlık sürecinin öncelikle bu alanlardaki varsa eksikliklerinin giderilmesi şeklinde tamamlanması gerekir. Daha sonra uygun yöntem belirlenerek okuma yazma becerilerinin kazandırılması hedeflenmelidir. Okuma-yazmada zorlanan öğrencilerde genel olarak ünlü ve ünsüz harflerin telaffuzunda zayıflık, konuşulan seslerin yazılı durumlarla eşleştirilmesi konusunda zayıflık, harfleri tanıma ve yazma becerilerindeki yetersizlikler gözlenmektedir. Genellikle bu çocuklar, kas gelişimiyle ilgili yetersizliklerden dolayı, kalemi kurallarına uygun tutmada sorun yaşayabilir, satır üzerinde başlangıç ve bitişi ayarlayamayabilir, yazma becerileriyle ilgili görevi belirlenenden daha geç süre içinde tamamlayabilirler. Özellikle dikte çalışmalarında harflerin yerlerini karıştırdıkları, fazla harf ekledikleri ya da atladıkları görülebilir. Öğretmenlerin bu gerçekleri göz önünde bulundurarak ve öğrencinin özelliklerine göre okuma ve yazma yöntemi belirlemesi gerekebilir. Uygun strateji ve materyaller ile okuma-yazma becerileri daha kolay geliştirilebilir.

Özel gereksinimli çocukların büyük çoğunluğu okuma ve yazmayı öğrenebilir. Ancak normal yaşıtlarından farklı olarak farklılaştırılmış yöntem, farklılaştırılmış materyal ve daha fazla süreye ihtiyaçları vardır. Okuma yazma öğretimi konusunda benimsenen farklı yöntemler olsa da önemli olan kullanılan yöntemin öğrenci için uygunluğudur.

Özel gereksinimli öğrencilere okuma yazma öğretimin yaklaşımı davranışsal yaklaşım ve sosyal etkileşimci yaklaşım olmak üzere iki temel kategoriye ayrılmaktadır. Davranışsal yaklaşımda Tek Sözcük/Görsel Sözcük Öğretimi ve Çözümleyici Öğretim olmak üzere iki alanda incelenmektedir. Genel olarak değerlendirildiğinde okuma yazma öğretiminde farklı yöntemler kullanılabilmektedir. Harf Yöntemi, Cümle Yöntemi,  Karışık Yöntem, Hikaye-Öykü Yöntemi, Kelime Yöntemi, Ses temelli Cümle Yöntemi ve son zamanlarda sıklıkla kullanılmaya başlanan BA tekniği bunlardan bazılarıdır.

Sonuç olarak, okuma yazma öğretimi tüm bireyler için çok önemlidir. Başta aileler olmak üzere okuma yazma becerisini kazanmak toplumda çok önemsenen bir konudur. Okuma yazma becerisini kazanamamak büyük bir eksiklik ve sorun olarak görülmektedir. Her birey ayrı bir dünyadır ve her öğrenci kendi hızında öğrenir. Önemli olan bireyin öğrenme hızına uygun yöntem ve tekniğin sunulmasıdır. Hangi yöntem seçilirse seçilsin özel gereksinimli öğrencilerle çalışırken sade anlaşılır bir dille çalışılmalı, doğru zamanda etkili pekiştirmelerle okuma yazma çocuğun zevk aldığı bir süreç haline getirilmelidir…

 

Nermin Elmas

YARARLANILAN KAYNAKLAR

Akıncı,M.& Bektaş, S. & Gülle, T. & Kurt, S. (2014).  Ses Temelli Cümle Yöntemi İle Okuma Yazma Öğretimi. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Dergisi. 2(33), 97 -115.

Başal, M &  Batu,S. (2002). Zihin Özürlü Öğrencilere Okuma Yazma Öğretmen Konusunda Alt Özel Sınıf Öğretmenlerinin Görüş ve Önerileri. Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Dergisi. 3(2), 85-98.

Babayiğit, Ö. & Erkuş, B. (2017). İlkokuma Yazma Öğretim Sürecinde Sorunlar ve Çözüm Önerileri. Erzincan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi. 2(19), 271-282.

Deniz, S. (2008). Özel Eğitim Sınıfına Devam Eden Zihin Engelli Öğrencilere Okuma Yazma Öğretiminde Kullanılan Öğretim Yöntemlerine Yönelik Öğretmen Görüşlerinin Değerlendirilmesi (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi).  Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü: Konya.

Koç, R. (2012). Okuma Yazma Öğretim Yöntemleri ve Ses Temelli Cümle Yöntemi Uygulaması.  Turkish Studies.  7(4),  2259-2268.

Sarı, H. (2002). Özel Eğitime Muhtaç Öğrencilerin Eğitimleriyle İlgili Öneriler. Pegem Akademi Yayınları, Ankara.

Şengül, H. & Akçin, N. (2010). Zihin Yetersizliği Olan Öğrencilere Okuma Yazma Öğretmen Konusunda Özel Eğitim Öğretmenlerinin Görüşleri. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi. 43(2), 1-26.

Uysal, A. & İftar, G.K. (1999). Zihin Özürlü Öğrencilere Özel Eğitim Danışmanlığı Aracılığıyla Uygulanan Resimli Fişlerle Okuma Yazma Öğretiminin Etkililiği. Özel Eğitim Dergisi. 2(3), 3-13.

 

Facebook Yorumları
Nermin Elmas
Nermin Elmas hakkında 25 makale
Eskişehir doğumlu..Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi mezunu ve hala öğrenci...Eskişehir Ülkü İlkokulunda Rehber Öğretmen Olarak Çalışıyor..

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.