Seçim öncesinde emekli olacak milyonlar için yapılan düzenleme buna örnek olarak gösterilebilir. Gerçekleştirilmesi seçime kadar yetişmeyen ancak yapılacağı sözü/vaadi verilen çok sayıda önemli çalışmanın da müjdeleri verilmektedir. İktidara aday olan diğer partiler de yapılmayan ve vaat edilmeyen seçmen için önemli olduklarını düşündükleri çalışmaları bulup öne çıkarmaya ve propaganda yapmaya çalışırlar.
Seçim beyannamelerini vatandaşların ne kadar okuyup incelediğini bilmiyorum. Seçim beyannamelerinde yazılanları ayrıca siyasi partilerin temsilcileri basın-yayın araçları, televizyonlar, sosyal medya ve meydanlardan seslenerek halka ulaştırmaktadır. Belki de çoğunluk bu bilgiyle yetinmektedir.
Üç çocuğu olan bir vatandaş, eğitim yöneticisi ve yazarı olarak ben de partilerin seçim beyannamelerini iktidar/muhalefet ayırımı yapmadan (sekiz partinin) bireysel/ortak paylaştığı metinlerde toplumsal yapı, ekonomi-sektörel durumlar, iç/dış politika, gelecek vizyonu, güvenlik-savunma, demokrasi-insan hakları-adalet, gençlik, kültür-sanat, çalışma hayatı, istihdam başlıklarına göz atarken eğitim konusuna odaklanıp daha detaylı incelemeye çalıştım. Doğal olarak iktidar partisinin beyannamesinde “birlikte yaptık” başlığındaki birçok çalışma/uygulamanın “birlikte yapacağız” başlığında tekrar ele alındığı ancak bu sefer yaptık, yapıyoruz, yapacağız ve geliştireceğiz, hız vereceğiz, artıracağız, yeni yöntemlerle güçlendireceğiz ve devam edeceğiz şeklinde vurgulanmıştır.
Siyasi partilerin kamuoyuna seçim beyannamesi/taahhüdü olarak paylaştığı beş yıllık yakın dönem planlarını karşılaştırıp benzer ortak ve farklı yönlerini tespit etmeye çalıştım. Kimileri önümüzdeki bu dönemin çok ötesinde sembolik değeri olan önemli tarihlerimizin yüz/bin yıldönümündeki hayallerini de paylaşmaktadır. Doğal olarak partilerin tüzüklerine ve kuruluşundan itibaren açıkladığı vizyon ve misyonlarına bağlı ideolojik olarak farklılıkların daha çok olduğu söylenebilir. Bu açıdan “eğitimi ideolojik çatışma alanı olmaktan çıkaracağız” cümlesi gerçekten hayata geçirilmede ne ölçüde vücut bulacağı dikkat çekmektedir. Öte yandan ister yüzde elli üzeri isterse yeter çoğunluğun oyunu alanlar vaat ettikleri değişiklikleri yaparken diğer tarafta olanlarında taleplerini gözardı etmemelidir.
Eğitimin sadece Türkçe yapılması, din eğitiminin okullarda devlet eliyle verilmesi, camilerde yaz dönemi Kur’an öğretimi yaş sınırının kaldırılması, din öğretimine destek amaçlı Mevlana-Yunus Emre gibi manevi mimarlarımızın felsefesi seçmeli ders olarak okutulması, eğitim programları için milli yazılım üretilmesi, milli içerikli yayın ve film gibi eğitim materyallerinin üretilmesinin desteklenmesi, devlet üniversitelerinin idari yapısına da mütevelli heyeti eklenerek özerkliğinin artırılması, gençlerin yakın tarihimizi daha iyi öğrenmelerine yönelik programlar uygulanması, gençlerin her ortamda ve alanda yönetime etkin katılımı ve fikirlerini özgürce ifade etme fırsatı sağlanması taahhütleri de dikkat çekici başlıklardır.
Ortak noktaları kısaca özetleyecek olursak dikkat çeken konular şu şekildedir. Herkes için en temel haklardan önde gelen eğitim hakkına erişim, fırsat eşitliği ve kapsayıcı bir eğitim politikası ilk sıradan verilmektedir. Tüm öğrencilerin ilgi, eğilim ve yetenekleri doğrultusunda mesleki tanıtım rehberlik ve yönlendirme yapılarak doğru alanlarda çağın gereği teknolojik imkânlarla nitelikli eğitim verileceği belirtilmektedir. Kalabalık olmayan sınıflarda tam gün eğitimle yabancı dil ve robotik-yapay zekâ-kodlama eğitimleri öngörülmektedir. Öğrencilerin müzik, resim, sanat, spor gibi özel yetenek gerektiren yetenekleri yanında her öğrencinin en az biriyle ilgileri kurulacağı yazılmaktadır. Okul kütüphanelerinin güncel ve teknolojik imkânlarla zenginleştirilerek öğrenciler için nitelikli-hizmete hazır cazip hale getirileceği vurgulanmaktadır. Zaten var olan OSB içinde meslek lisesi uygulamasının yaygınlaştırılacağı ve mesleki teknik eğitimin işgücü piyasası ihtiyaçları doğrultusunda beceri örtüşmesi gözetilerek yapılacağı belirtilmektedir. Eğitimde öğretmeni temel öncelik haline getirerek niteliğinin artırılması için çalışmalar yapılacağı, atamalarda sözlü/mülakat sınavlarının kaldırılacağı, çalışan ebeveynler için çocuklarına kreş ve tamgün ücretsiz anaokulu, tüm resmi okul öğrencilerine yemek (süt ve su dahil) uygulaması yazılmaktadır.
Farklı fikir ve uygulamaları da şu şekilde sıralayabiliriz. Katılımcı bir yönetim anlayışıyla hizmet, idari pozisyonlara eğitim kökenli ve liyakatli atamalar yapılacağı, gençlik mesleki veri tabanı kurulacağı, özel üniversitelerin kurulmasına izin verilip teşvik edileceği, üstün zekâlı başarılı öğrencilere sınavsız üniversite ve devlet bursu verileceği, yatılı teknoloji liseleri açılacağı sözleri verilmektedir. Okullarda yeterli sayıda temizlik görevli istihdam edileceğine tüm okul müdürleri çok sevinecektir. Zira okulların en önemli gider ve sorun kalemi olan bu konuda İşkur üzerinden toplum yararına çalışmayla bir nebze rahatlama sağlanmıştır. Öğretmenler için yıllık öğretmen başına hizmetiçi eğitim hedefinin 300 saat yani tam mesaiyle 37,5 gün olarak oldukça yüksek bir hedef konmuş olması dikkat çekici bulunmuştur. Mevcut durumda dört yıllığına görevlendirmeyle ikinci iş olarak yürütülmeye çalışılan okul müdürlüğünün profesyonel meslek uygulaması olarak yeniden ele alınarak okullarda ve eğitimde etkin yönetim sağlanması fikri de “Öncü Okul Yöneticileri Derneği” tarafından geçmişte bir çalıştayla ele alınarak önerilen bir teklif olarak yerini almıştır.
Yine afete hazırlık dersi, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun yeniden düzenlenmesi, her öğrenciye ücretsiz kahvaltı ve yemek verilmesi, öğrencilere ücretsiz dağıtılmakta olan ders kitaplarının devlet bütçesine yük olmadan ücretsiz temin edilmesi, eğitim destek kartı, ücretsiz internet, kırtasiye ve kıyafet yardımı, üniversite öğrencilerine bir defaya mahsus cep telefonu ve bilgisayar alımında vergi avantajı sağlanması, gençlik kartı verilerek sanat faaliyetlerine ücretsiz/indirimli girebilmesi, köy okullarının yeniden açılması veya köy yaşam merkezlerine dönüştürülmesi, genç girişimciler için tarım girişimcilik bölgeleri kurulması, bedelsiz arazi tahsisi, faizsiz kredi, ürün alım garantisi, ücretsiz teknik ve danışmanlık desteği sağlanması, yirmi alanda küresel nitelikte uzman otuzbin gencin yetiştirilmesi, hayatboyu öğrenmede yeşil ve dijital beceriler içeren yeni programlar uygulanması, eğitimde ve istihdamda olmayan gençlerin sayısının azaltılması için etkin politikalar geliştirilmesi, üniversite okuyan gençlerin ağaç dikimi-yaşlı bakını-eğitmenlik gibi sosyal hizmetlerde istihdam edilmesi de farklı fikirler olarak seçim beyannamelerinde yer almıştır.
Ayrıca bazıları da daha önce başlatılmış halen yürürlükte olan kimi uygulamaların da göreve gelinmesi halinde sonlandırılacağı da belirtilmektedir. Bunlardan bazıları ise şu şekildedir. Öğretmenlerin meslek kanununa dayalı olarak sınavla sahip olunan uzman ve başöğretmenlik kariyer basamaklarına son verilmesi, okul-aile birliğinin bağış ve yardım gibi açık ödemelerinin kaldırılacağı, atanamayan öğretmen havuzunun eritileceği, dersanelerin özel okula dönüştürülmesi, Yüksek Öğretim Kurumunun kaldırılacağı/yeniden yapılandırılacağı, rektör seçiminin demokratik esaslara bağlanacağı, üniversite giriş sınavlarının kaldırılacağı/yıl içinde birden çok yapılacağı, liselere giriş sınavının kaldırılacağı ve lise sonunda olgunlaşma sınavıyla yerleştirme yapılacağı, öğrencinin istemediği ve tercih etmediği lise türüne gitme zorunluluğunun kaldırılacağı iddia edilmektedir.
Tarafımdan yaklaşık sekiz yıl önce geliştirip tüm üst düzey devlet ve ilgili kurum yetkilileriyle paylaştığım ülkemize özgü mesleki eğitim modelimde yer vermiş olduğum müfredatın hafifletilmesi ve haftanın bir tam gününün okul içi-dışı müzik/spor/kişisel gelişim kursları/yabancı dil desteği verilmesine de yer verilmiştir.
Ayrıca 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli yüzyılın yıkıcı depremlerinin hemen ertesinde 17 Ağustos depremzedesi olarak tecrübemle bir yazımda konu edip internette paylaştığım afetlere hazırlık eğitimlerinin zorunlu ders olarak konulması ve okullarda afetlere müdahale ve hazırlık ekipmanları ve gereçleriyle donatılmasını da diğer tüm yapılacaklardan ayrı hayati bir konu olarak öne çıkarmak istiyorum.
Öte yandan beyannamelerde kullanılan ifadelerden; “ara insan gücü, Çıraklık Eğitim Merkezi ve dersane” gibi artık kullanmadığımız ve yerine farklı olarak “nitelikli insan gücü, Mesleki Eğitim Merkezi ve kurslar” ibarelerinin doğru şekliyle kullanılması gerekmektedir.
Özetle; özellikle gençleri tarım üretimiyle buluşturma fikrini çok önemsiyorum. Güzel dilimiz Türkçemizin üniversite sıralarında bile zorunlu ders olarak okutulmasına rağmen istenilen düzeyde düzgün konuşulamadığı ve kullanılamadığı halde yabancı dil öğrenimi konusu parti beyannamelerinde daha fazla yer bulmuştur. Müfredatın her kademe ve sınıf düzeyinde çocuk-genç öğrenciler üzerinde gereksiz bilgi yükleyen ağır olduğuna ve iddia edilen sosyal-kültürel-sportif etkinliklere zaman bırakmadığına değinilmemiştir.
Parti metinlerinde eğitim konusunu “Eğitimde Başarısız Olmaya Devam Edeceğiz” yayınladığı bir yazısında ele alan D. Mehmet Doğan; “eğitimi yerlilik-millilik ve ahlak-maneviyat açısından değerlendirerek Türkçemizin bozulmaması, insanın özüne dokunulması, mevcut eğitim ideolojisinin beklenen sonuçları sağlamadığı, müfredatta köklü reform ihtiyacına, terbiyeli-şuurlu-ahlaklı nesiller yetişmesini, her diploma sahibinin öğretmen olmaması gereği üzerinde durarak aslında temsil ettikleri ideolojiler farklı da olsa söylemlerinin radikal değişiklik oluşturmayacağını” belirtmiştir. Karamsar bir başlıkla dikkat çekmesine rağmen aslında çağlardır devam edegelen sihirli değnek zannettiğimiz “eğitimden şikayet etmeye devam edeceğiz” daha anlamlı geliyor.
Kuşkusuz tüm ülkelerin en önem verdikleri eğitim alanındaki her bir başlığın olası değişiklik halinde etkisini ekonomik-sosyolojik-felsefik-pedagojik açıdan ayrı ayrı değerlendirilmesi yanında ülkemiz gibi 19 milyon 155 bin 571 örgün eğitim öğrencisine sahip bazı (yükseköğretim öğrenci sayısı hariç) Avrupa ülkeleri nüfusu kadar büyük bir kitleye yönelik ekonomik kaynak gerektiren büyük taahhütlerin yanında zaten yap-boz tahtasına benzetilen sistemi radikal düzenlemeler yapılmasına mevcut bürokratik devlet yapısının müsaade edeceğini tahmin etmiyorum. Her vatandaşın ve tüm sivil toplum kuruluşlarının neredeyse yok yok hükmündeki bu beyanların takipçisi olarak seçim sonrası yerine getirilmesini hatırlatma hakkını kullanması gerekiyor. Hepsi yerine getirilse sonucun milletimizin tüm fertlerini mutlu edip huzurlu topluma bir adım daha yaklaştıracağına inanıyorum.